Kayıtlar

ASILI KALIR ÖYLECE

Resim
     "        Bazen sadece dinlenmek için anlattığımızı hatırlayalım. Bazen sadece bi su gibi akıp geçtigimizi, dokunmadan ve hiç  yaralanmak istemeden, yara almak istemeden... Bazen sadece hikayesine ortak olmak istediğimiz insanları hatırlayalım. Sadece onlara anlatmak istediğimiz, kusursuzca dinleyen; biraz eleştirmeden ve biraz yargılamadan. "Sadece sana anlatabiliyorum." dediğimiz insanları hatırlayalım. Bazen sadece bir manzarayı izler gibi izlediğimiz insanları hatırlayalım. Nasıl ortak oldugumuzu hikayelerine ve ne kadar çok ilham aldığımızı onlardan. Bazen de yara aldığımız insanları hatırlayalım; kanatan dizlerimizi ve hep bir hatırası olan insanları. Ya da, her zaman  demlikte çayı olan insanları, bir beyaz ekmeğin içine beyaz peynir ve domates koyup kahvaltı yapan insanları, televizyonun üzerine özenle örtü bırakan insanları, sigarasının izini bıyıklarında taşıyan insanları.....

KOKULARINI HATIRLADIM

                                                                                              Kokulardan bahsetmek istedim sana biraz; günler ve yıllar öncesine götüren seni. Kokulardan bahsetmek istedim biraz telașıyla günlerin.  Șimdi, sana gelirken hatırladığım her șeyi anlatmak istedim. En çok da kokuları biriktirdim. Kokulardan bahsetmek istedim biraz.  Bildiğim tüm isimleri unuttum. Oturduğum o koltuğun rengini unuttum. Sözlerini ezbere bildiğim o șarkıyı unuttum. İlk sana dokunduğumdaki o hissi unuttum. Gülüșlerimize sığdırdığımız o hikayeleri de attım kenara. Anılarımı bir geçmiș zaman eki gibi astım.  Kokuları sığdırdım biraz, biraz da bırakamayacak gibi olmayı ama her zaman attığım o güçlü adımları. Geride kalıșını izledim. Ha...

DİNGİN

Resim
                                                               İncinmişsin. Parmak uçlarına kadar incinmişsin.  Hayatının geri kalanı için hep o parçaları birleştirmeye çalışmışsın. Kırılmışsın, parmak uçlarına kadar belki de. Başını dinlendirece ğ in o omuzlar yok artık. Hikayelerini anlatmak için heyecan duydu ğ un o insanlar yok. Kendinden biraz daha vermek ve vermek için kimse yok. Dinlenmek. O kırıklar batmış biraz, o kırıkların   üst üne s ermişsin ört ün ü,  orada uyumuş ve uyanmışsın. Biraz g ül ü şler biriktirmişsin ve kapatmışsın üstünü yaralarının, biraz acemice ve korkarak. Ve en ufak sallantıda beraber oturmuşsunuz köşeye ve beraber dinlenmişsiniz. Canımız yandı demişsin, canın yanmış, kırıklar batıyormuş, kanamış elin, açık kalmış yaran, ve sonrası için merak ettigin bir şey yokmuş. Sonrası için ...

YABANCI GİBİ

Resim
                                                               Başucunda dinlenmek çok ister insan. Bırakmak kendini, çok ister. Mırıldanmak  ister; anlaşılmak çok ister; uluorta sermek kendini çok ister; biraz gizemli olmayı ister. Dinlenmeyi ister; kendine ayırmayı; saklamayı ister; elleri birleşsin ister insan. Biraz masal dinlemek ister; biraz yaklaşmak ve çokca kaçar insan. Nedenlerini düşünmez bazen. Ne varsa kanatan yaralarını; teker teker açar. Ne varsa kanatan yanlarını; biraz iğneyle, biraz kırgınlıkla barışır. Ne varsa eksik olan beceriksizce biriktirir. Biraz daha yaklaşmak için biriktirir. Ve en çok onlarla beraberken titrer yine sesi ve en çok yine onlarla beraberken çözülür tüm düğümleri.  Öylece bir zariflikle oturur masaya, öylece bir zariflikle dinler, öylece masallar anlatır. Öylece bırakır parmak uçl...

ONLARCA KERE

                                                                 Onlarca Kere On sekizin içindeyim, içerisinde, bir adım dışına taşmadım hiç, eksilmedim ve büyümedim. Olgunluk kazanmadım; bir savaşa da girmedim; hediyeler biriktirmedim; doğum günleri kutlamadım, parfüm kokuları denemedim. On sekizin içindeyim. Bir mahallenin içinde doğdum. O mahalleyle beraber büyüdüm ya da büyümedim. Aşık olduğum insanlar oldu. Aşık olmak öğretildi ilk önce, sonra öğretilmedi bir çok şey; çok memnun oldum.  Bir mahallenin içinde doğdum. Ne korktum ne de kaybettim. 'Ah' dediğim olmadı hiç, eksildiğim, çektiğim acısını olmadı. Sanki hep buradaydım; sanki mahallede doğumumun öncesi vardı; sanki hepsini birer birer yaşamıştım. Aşkla erken tanıştım. En başında o öğretilmişti ve  önünde ne yaş duruyordu, ne renk. Aşık olarak sarıldım. O...

SONRASI

Resim
                                                                                                            SONRASI   Adımlarımı sana doğru yönelttiğimde biliyordum, inanmıştım. Anlatacaklarım vardı sana, senin için biriktirdiklerim vardı; sırf senin için törpülediğim yanlarım vardı; sırf senin için kapatmaya çalıştığım yaralarım, üstüne çiçek ekmeye çalıştığım kırgınlıklarım vardı. İkimizin varlığını hissettiğim anlar vardı. Sırf senin için biraz daha öyle, biraz daha onun gibi, biraz daha eksik olduğum yanlarım vardı. Sırf yanında bir yer ayırabilmek için gitmediğim yerler, yaşamadığım hayatlar vardı. Sırf senin yanında... biraz daha vardı, biraz daha... Seninle olmanın  tadına baktım ve tüm kahvaltılarım...
Resim
                                                     SANİYE DAKİKAYI KOVALAR  Bir çok şeyi biriktirmek istedim. Kime dokunduysam kalsın bende istedim. Kime akıttıysam saniyelerimi orada öylece dursun istedim, kime anlattıysam daha çok kalsın ve biriksin istedim. Yanımda taşıdıklarımla kaldım sonra. Daha çok kaldım, daha çok kaldım, daha çok buradaydım. Sonra sahiplenemedim olduğum yeri,  olmak istediğim yeri bilemedim. Sonra denedim defalarca; defalarca tanımak istedim, defalarca biriktirmek ve sonra biraz kaybetmek. Adım atmak istedim; her sokağım farklı olsun, her sabah dünyaları sığdırayım istedim. Sabah erken kalkmak ve günü biriktirmek istedim. Sonra taşıyamadıklarımla kaldım, kabullenemediklerimle kaldım, yarım kalanlarla oturdum, yarım kalanlarla devam ettim. Yarım kalan her ne varsa acıdı, battı öyle derine. Ne yapacağımı bilemedim, b...