ANISI VAR


       
                                                                  ANISI VAR
 
    Sana gelmeyi çok istedim. Tüm kırıklarımı sermek istedim önüne. Dizinde dinlenmek istedim; çok istedim. Onlarca yara, onlarca yarım kalanın ardında en çok sana gelmek istedim. Yoktu kimseye vermek istediğim, daha fazla anlatmak istediğim, daha fazla anlaşılmak, daha fazla... En çok sana gelmek istedim. Aitlik hissinin nerede başlayıp nerede son bulduğunu bilemedim hiçbir zaman. Senin suların güvendeydi, senin suların vardı ya da kabul eden beni, sorgulatmayan değerimi. Aitlik budur dedim. Senin sularında yüzmek istedim; biraz güvendiğim biraz da her zamanki 'acaba'larım. Tüm ürkekliğimle  gelmek istedim.
 Akşamüstleri biriktirmek istedim seninle, bir kaç masa biriktirmek istedim; yollarını ayırmayan. Bir kaç gündoğumu, bir kaç alınganlık, bir kaç cam parçası, yanında uyumalı şeyler biriktirmek istedim. Sen de yarım kaldın, ya da başlamadık hiçbir zaman. Ne sana anlatacak gücüm vardı; ne de herhangi bir şey. Öylece gitmek istedim; dokunmadan, başlamadan, kendimden vermeden, yıpranmadan, biriktirmeden seni. Ardıma bakttığımda en çok yıpranmaktan korktuğumu görüyorum. En çok yıpranmaktan kaçmışım, bir çok anılarımı kapatmışım öyle, bir çok yarım bırakmışım. Onlarca gün ışığı, onlarca sabah, uykusuzluklarım, düşündüklerim, gece yarılarım bazen... Birbirini izleyen onlarca şey arasında biraz müzik dinlemişim, yollar hep güzel görünmüş, dokunduğum hayatlar güzel görünmüş, öylece yürümek güzel görünmüş, sana gelmek...
  Bugs bunny'nin evinde başlamışım, uzaklaşma istediğimle bitirmişim, yarım kalmışım, bırakmışım. Sen de hissetmişim kendimi; ama eve dönmek istemişim. Girdiğim tüm yolların sonuna evimi eklemişim. Şimdi seninle gün batımımız yok; ne de masalar, hikayelerimize eklediklerimiz yok, vücutlarımız tanımamış birbirini, paylaştıklarımız yok, bekleyişlerimiz yok, kahvenin yanına ne alırmışız bu da yok. Kokunu  bilmedim, yaralarına dokunmadım, üzerimde onlarca yükle yürüdüğüm o yollarda seni var etmedim, almadım seni. Geçip gittim öyle, yarım bıraktım. Şimdi gün batımlarımız yok ne de masalarımız, ellerimiz yok, vücutlarımız tanımadı birbirini, kahvenin yanına ne alırdıklarımız yok, yoksun.

                                                                                                                                       Büşra ÇOBAN

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ASILI KALIR ÖYLECE

BURADA

BİRKAÇ PARÇA