ENGEBELİ
ENGEBELİ
Farklı yollarda kesişti parmak uçlarımız; hiç girmediğimiz ve tanımadığımız, o kadar yakından gördüğümüz ama dokunmadığımız, kenarlarını süsleyen başak taneleriyle, farklı yollarda kesişti hayatımız. Kaçırdığımız otobüslerde kesişti yollarımız, selam verdiğimiz pastanecilerde, sırtımızı yasladığımız banklarda, güneşi geride bıraktığımız arnavut kaldırımlarında kesişti yollarımız. Farklı dillerde selamladık birbirimizi, farklı dillerde anlamadık, farklı dillerde olduk birbirimiz ve farklı dillerde farklıydık. Yol kenarlarında bıraktık düşlerimizi, ve en çok oralarda kurduk. Camın ardından yakalamaya çalıştık, pencereler kurduk yol kenarlarına, masalar kurduk, dostluklar kurduk. Bilmediğimiz dillerde anladık birbirimizi, bilmediğimiz dillerde sandık, bilmediğimiz yerlerde var olduk.
Şimdi sana gelirken çok hızlı adımlarım; haddinden daha hızlı, haddinden daha yakın. Sana gelirken biriktirdiklerim var, anlatmak istediklerini anlamadıklarım var, gözyaşlarımı bıraktığım yerler var, üzerine hikayeler yazdığım suretler var. Sana gelirken yürüdüğüm onca yollar var, masallarım var, hayal kırıklıklarım, kendime anlattığım sahnelerim var. Sana gelirken bir ömrü biriktirmiş ve hazırlanmışım bir hayatın ışığında. Birçok şey biriktirmiş, bir çok şeyi geride bırakmışım. Ellerini yakalamak için onlarca yolu geride bırakmışım, huzurunda dinlenmek için onlarca kediyi selamlamış, onlarca defa yaşamışım, kaybetmişim, hazırlamışım kendimi bir geceye hazırlar gibi onca tozlu ve topraklı onca uzun ve engebeli... Bir geceye hazırlanır gibi biraz sindirerek ve biraz yorgun sana hazırlanmışım, merak etmişim ve görmek... Tozlu ve topraklı yollarda pencereler kurmuşum; evim edinmemişim hiçbir yeri, evim edinmemişim kimseyi. Pencereler kurmuş ve masalar, taşınmışım.

Yorumlar
Yorum Gönder